SANAT HABERLERİ KÖŞE DİYOR Kİ AKTÜEL
Paylaş  

Haluk, çıkar o süsleri artık

Ocak 2010

BERRİN KARAKAŞ 10.01.2010 Bir sene öncesine kadar 'sokaktaki adama' Haluk Akakçe deseydiniz, "O kim ki?" diyecekti belki. Şimdi; "Hani şu Tuba Ünsal'la dolaşan, peruklu adam," diye bir cevap gelebilirdi. Akakçe 1.95'lik kadın koruması ve yeni alışkanlıklarıyla artık magazin dünyasının parçası... "Programına tasarımcı Haluk Akakçe'yi konuk eden Eda, ünlü modacıyla poz verdi. Her ikisi de değişik kıyafetler tercih eden Eda ile Akakçe, ikoncan ile ikonman gibiydi..." Veya; "Akakçe, Kutoğlu'ndan beğendiği bir kadın kıyafetini alıp üzerinde oynamalar yapıp uzay çağını çağrıştıran bir kıyafet yaratmış. Tamam, çağdaş sanatçılar sıradışı olurlar ama bu kadarını da pes doğrusu!" Üçüncü bir örnek: "Magazine düşecek diye sanat eleştirmenlerinin ödü kopuyor. Geçmiş olsun. Renkli giyim tarzı ve şöhretli arkadaşları sayesinde çoktan düştü bile..." Haluk Akakçe hakkında çıkan "Andy Warhol mu, soytarı mı?" tadında yazılar gündemi sarınca, pembe ceketi bile eleştiri sebebi olan Akakçe'yi kendisiyle yapılan söyleşiler ışığında tanıyalım dedik. İlk sergisine, içinde ne manalar barındıran 'Hiç' adını vermiş birinden, ne, ne kadar beklenmeliydi? Akakçe kara gün için miydi? Haluk Akakçe'nin durumuyla Tevfik Fikret'in Haluk'unun durumları bir parça benzer miydi? Cemil Meriç, Türk aydınına sivri kalemini saplarken, Tevfik Fikret'in vatana hayırlı bir evlat olsun diye İskoçya'ya yolladığı, oralardan bir daha da geri gelmemiş, "onlardan" olmuş oğlu Haluk'a referansla: "Haluk bir cins isimdir, tarihten kaçanların ismi" satırlarını yazıyordu. Son günlerde boyalı kotundan Eda Taşpınar'la alâkasına, kadın korumasından limuzinlerle davetlere koşmasına dek ona içerleyenler tarafından yerilip durulan Haluk Akakçe de, aynı mantıkla, acaba memleketin bilinçaltında Haluk'un kaderini mi paylaşıyor? Sonuçta Haluk Akakçe de, Bilkent'te iç mimarlık okuduktan sonra Tevfik Fikret'in Haluk'u gibi ilk iş 'oralara' gitmiş; Londra ve Chicago'da lisansüstü eğitim almış bir sanatçı. Hem de şanslı. Oralarda yakaladığı bu şansı, Ezgi Başaran'a şöyle anlatıyor; "Ben biraz şanslıydım. İlk sene sonunda birkaç önemli galeri beni bünyesine aldı. O zaman işler çözülüyor zaten. Hemen sana bir stüdyo buluyorlar. Kirasını ödüyorlar. Devamlı sizinle ilgilenen birisi var. Gece yarısı başınıza bir şey geldi, hastalandınız, galerinin adamını arıyorsunuz..." Whitney Museum of American Art (New York), Museum für Gegenwartskunst (Basel), Tate Britain (Londra), Kunstwerke (Berlin) ve PS1 Contemporary Art Center (New York) gibi sanat kurumlarında sergiler açmış, ünü memleketi çoktan aşmış başarılı portre Haluk Akakçe de, Tevfik Fikret'in Haluk'u gibi, Türkiye'nin geleceği sanki... Bir 'dijital devrim' genci. Aylık iş ve ekonomi dergisi Infomag'ın, 100. sayısında Türkiye'nin geleceğine imza atacak 100 isim arasında kendisini göstermesi de, bu beklentinin bir göstergesi olsa gerek. Hal böyleyken bu pembe ceketler, bu çılgın tavırlar, bu magazin âlemlerine düşmeler bize reva mıdır? Kendisini tanıyanların yazıp çizdiklerine göre, bir zamanlar Haluk Akakçe gayet de 'efendi' biridir. Kendi tabiriyle beş sene öncesine kadar evde pizza ısmarlayıp arka arkaya beş film seyreden biridir. Bu 'çılgın' dönüşüm de neyin nesidir? Sorun kendi tabiriyle "Bir tek Türkiye'ye geldiğinde hatırladığı herkesin birey olmayı başardığı New York'ta pek de derdi olmadığı" 40 yaşı mıdır? Akakçe şımarmış mıdır, kendini işleriyle değil de yapıp ettikleriyle mi konuşturacaktır böyle? TALİH KUŞU'NU KONUŞSAK Esasen bunlarla uğraşmak yerine, Akakçe'nin ocak sonuna kadar Galerist'in Tophane'deki yerinde sergilenen Masallar Gerçek Olabilir, Sizin de Başınıza Gelebilir ve Talih Kuşu isimli işlerini konuşmak gerekirdi. 5 bin piyango biletiyle hazırlanmış Masallar Gerçek Olabilir, Sizin de Başınıza Gelebilir, yılbaşı büyük ikramiyesi peşinde piyango bayiilerinin önünde kuyruk oluşturmuş insanımıza dair neler söylüyor acaba? Şans, sürpriz, beklenti, olasılıklar üzerine ne anlatıyor? Talih Kuşu'nda, biletleri seçerek yer alan, Türkiye'nin en şanslı adamı, Kaybetme Kabiliyeti belgeselinin kahramanı, üç kez büyük ikramiye sahibi ve sayısız kez milli piyango talihlisi 'Mustafa Amca'nın bileti kazanmazsa, resim değerini kaybeder mi? Bilet kazanırsa resim de kazanmış olur mu? Çağdaş sanat sevdalıları bu sorularla uğraşırken pop alemin kaçınılmaz kuralı olarak pek çok kişi de Akakçe'nin çılgın halleriyle uğraşacak elbet. Kural bu. Akakçe'nin her fırsatta hayranlığını dile getirdiği Andy Warhol'un söylediği gibi, pop bir kere insana bulaştı mı, hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Andy Warhol, Hollywood'u seviyor. Los Angeles'ı seviyor. Hepsi, her şey plastik. Andy Warhol plastiği seviyor... BAY KELEBEK VE PERİSİ Akakçe'nin, çağdaş sanatla ilgisi 'Mustafa Amca' kadar olanlarca tanınmasına önemli bir vesile de, Tuba Ünsal'la dostluğu oldu. Kankalıkları öyle kuvvetli ki, Tuba Ünsal Akakçe'yi 'O şimdi asker'ken Burdur 58. Piyade Eğitim Alay Komutanlığı'nda ziyarete bile gitti. Hatta objektiflere makyajsız "yakalandı"... İkilinin sıkı arkadaşlıklarının bir kanıtı da Marie Claire dergisi kasım sayısında Bay Kelebek ve perisi başlığıyla Ünsal'ın Akakçe'yle yaptığı söyleşi. Kelebek kısmını Yeşim Çobankent'in yakın zaman önce yaptığı söyleşiden bir kuple ile açıklarsak; "Yapmak istediğim bir kitap, çekmek istediğim bir film ve açmak istediğim bir kulüp var. New York'ta sadece bir ay için açacağım bu kulübün ömrü kelebek gibi çok kısa olacağı için, adı Papillon. Kitabın ve filmin adı da Mr. Butterfly, yani Bay Kelebek. Bu hayattan gitmeye çok hazırım." Magazin âlemlerinden bir başka Akakçe kankası da Deniz Seki. Bildiğiniz gibi Deniz Seki, Kutluğ Ataman'la da ortak bir projeye imza atmıştı geçen senelerde. Çağdaş sanat dünyası seviyor bu kadını. Akakçe içindeki Seki sevgisini şöyle anlatıyor: "Deniz gerçek bir sanatçı. Çok büyük bir yaratıcı. Bir şair. Çok az insanın fark edebileceği bir orijinalliği var. Londra'da Duran Duran'dan Simon Le Bon'la tanıştırdım. Adam buna hayran kaldı, birlikte albüm yapmak istedi. New York gece hayatının kraliçesi Bungalow 8'in sahibi Amy Sacco, Deniz için bir yemek verdi. Orada Marilyn Monroe gibi doğaçlama şarkı söyledi ve herkesin nefesi kesildi. Çok ticari bir tipi ve sanat anlayışı olduğu için kendini bir türlü ortaya koyamadı. Oysa müthiş bir kadın. Arkasından vurup kaçan namert insanlara tek bir kelime etmeyecek kadar yüksek ruhlu bir kadın." ŞAPKASIZ ÇIKMAM Türk magazin figürleri ve de sosyetesiyle arası gayet iyi Akakçe'nin, Naomi Campbell'dan Grace Jones'a dünya sosyetesenin arasına karışmasına en önemli sebepse, Isabella Blow olmalı. Tatler dergisinin moda editorü, Alexander McQueen gibi isimleri keşfetmesiyle ünlü stil ikonu Isabella Blow'un üzerindeki etkisini her fırsatta dile getiriyor Akakçe. 2007'de intihar ederek aramızdan ayrılan Isabella Blow'u, son olarak New York sokaklarında, yanında kendi tabiriyle "genç, zengin ve güzel" bir hanım, kafasında kuş tüylerinden, mavi iken siyaha boyanmış bir şapka, ayağında pembeye boyanmış ayakkabılar kameraya anlatıyordu Akakçe. Bu videodan sonra zaten Türk basını; "Ne oldu sana ne oldu böyle!" yazılarına soyundu. Belki de Akakçe de artık Isabella Blow oluyordu bir nevi. Sanat eserleri üretmekten öte, kendisini de bir sanat eserine dönüştürüyordu. Şapka düşkünü Blow'un 800 şapkası, Akakçe'ye kaldı belki de. Tak tak bitmez... ELTON JOHN GİBİ Haluk Akakçe'nin son halleri, şapka düşkünlüğü düşünüldüğünde bir parça Elton John'u, âlemlerin aykırı sanat insanı halleri göz önüne geldiğinde Truman Capote'yi çağrıştırıyor sanki. İstanbul'a geldiğinde annesinin evinde kalan, New York'ta bohem hayata dalan, Tevfik Fikret'in Haluk'u gibi imzasını 'Halouk' değil, hâlâ bütün akçeliğiyle Haluk olarak atan, Babam ve Oğlum'u 25 kez seyredip ağlayan bir 'Türk' de aynı zamanda. Kafa karışıklığına bir son vermesi adına, Akakçe'nin 2007 tarihli sergisi 'Tanım' sebebiyle Ayşegül Sönmez'in kendisiyle yaptığı söyleşiden, "Haluk, Haluk'u nasıl tanımlar" kısmını alıntılarsak; "Baba tarafım Selanik göçmeni, anne tarafım Rusya'dan göçmüş. Babam klasik bale dansçısı. Benim özüm ne? Bohem bir ortamda büyüdüm. Nasıl gidip kilim desenli resimler boyayabilirim ki? Ya da kaligrafik videolar çekebilirim? Türkiye'de kimse balet denilen şeyin ne olduğunu bilmezken benim babam baletti ve ben bunu arkadaşlarımdan saklıyordum. Bir gün sekiz yaşında filandım. Sınıf öğretmeni bağırdı: Baletin oğlu sen, 365... Nasıl utandım anlatamam. Yani şunu demek istiyorum. Hepimiz bir filan değiliz. Ortalama bir Türk yok. Hepimizin gerçeği birbirinden ışık hızı farklı. Ben Türk'üm, sen Türk'sün, Abdullah Gül Türk, Hüseyin Çağlayan Türk, Ajda Pekkan Türk... Kelimeler, eskisi kadar önemli sorumluluklara sahip değiller. Tanım çok değişken bir şey. Bir şeyi tanımlamak için yola çıktığın zaman başladığın noktadaki ruh halin vardığın noktadakinden çok farklı. Siyah olmak 100 yıl önceden çok farklı. İleride de çok daha farklı olacak. Tutunabilece-ğimiz tek şey kendi bireysel tarihimiz. Kendimizi tanımak." Akakçe'nin de dediği gibi tanım çok değişken bir şey. Bunu iki sene once Mevlana'nın birlik duygusundan ilham almış Haluk Akakçe söylüyor. 2010'daki Akakçe'yi de, Şubat 2010'da Londra'daki Alison Jacques Gallery'de ve sonbaharda Viyana'da Christina König Galerie'de sergilenecek kişisel sergileri söyleyecek. Madem Tevfik Fikret'le girdik yazıya, Fikret'in oğluna yazdığı şiirlerden birinden bir satır ile yapalım finali ve Haluk, "Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir!" diyelim. Ya da hiçbir şey demeyip Akakçe'nin Hello'ya kapak olmasını bekleyelim. Keza Akakçe'ye göre bu, Türkiye için iyi olacak. Sanata olan ilgi artacak. Atkısını boynuna dolayıp çay içmekten başka bir şey yapmazken, pembe ceket giydi diye Akakçe'yi eleştirenlere, kapak olacak belki de. -------------------------------------------------------------------- SABAH http://www.sabah.com.tr/Ekler/Pazar/Guncel/2010/01/10/haluk_cikar_o_susleri_artik


 

Johan Tahon

Türkiye aşığı heykeltıraş!

Denis Fauque
  Heykelin Belirli Bir Malzemesi Olmaz  
P.Paul Whitchouk
  İnsan Heykeller  
Dianne Dengel
  İşte ‘Mutluluğun Resmi’nin Gerçek Sahibi  
Michael Dickinson
  En Muhalif Sanatçı  
Gizli
  Resim, Türk medyasının da hizmetinde  
Vatandaşlarınız Sefalet İçinde Yaşarken Siz Ne Kadar Sanatı Düşünebilirsiniz Ki?
DÜNYA ÇAĞDAŞ SANAT ORGANİZASYONLARI
Sallandıracaksın Bir-İki Tanesini Taksim Meydanı’nda….
Ona Lokum Kutularından Aşinayız
SSM Tablo Almak İçin Bağış Topluyor
 
 
www.haberdaret.com (sanat haberleri | haberdar@ ) 2005- 2012 |  sanat haberleri   ersin dündar galeri internet