SANAT HABERLERİ KÖŞE DİYOR Kİ AKTÜEL
Paylaş  

Milliyet Sanat Ne Kadar İnandırıcı

Haziran 2009

ART IK | galeri internet Eser Baykuş                 Milliyet Sanat o eski tadını kaybedeli çok oldu. Eskiden plastik sanatlara ilgi duyan herkes Milliyet Sanat dergisi biriktirirdi. Pek çok kişinin evinde tepeleme bu dergiyi görmek aşikardı. Sonra ne olduysa oldu, Milliyet Sanat, Mevlana misali ‘kim olursan ol gel’ diyerek tüm sanat dallarına kucak açtı. Sinema, edebiyat, tiyatro müzik dergi sayfalarında yer edinmeye başladı. Derginin kapaklarını da kah bir rock star, kah bir film star süslemeye başladı. 10 bin basılan dergi 4 5 bin satış rakamıyla maalesef halen Türkiye’nin en çok sanat kültür sanat dergilerinden biri. Neticesinde okumayan bir topluma bir ticari kurumun bir şeyler satmak istemesinden ibaretti her şey ve dergiyi plastik sanatlarla sınırlamak belli ki karın doyurmuyordu. Kısacası Milliyet Sanat çoktan eski havasını yitirmişti, yitirmek de değil, çoktan eski havası gömülmüş, üzerine de birkaç kat beton dökülmüştü. Birkaç gün evvel sevdiğim, yaptığı işe inandığım ve güvendiğim bir arkadaşım bana Milliyet Sanat almamı ve özellikle kapağını inceleyerek bir yorumda bulunmamı istedi. Nicedir almadığım dergiyi gidip aldım ve kapağını görünce birilerinin bizimle dalga geçtiği hissine kapıldım. Evet, gerçekten birileri bizimle kafa buluyor olmalıydı. Sanırım bizimle kafa bulan da Milliyet Sanat’tı… Kapakta genç bir arkadaşımızın bir çalışması vardı. Klasik bir figür çalışması. Sıçrayan, zıplayan, hoplayan –her ne derseniz deyin  bir genç kız figürü var karşımızda. Gidin Evin Sanat Galerisi’ne feriştahını görebileceğiniz türden. Resimde bir hareket verilmek istenmiş. Rembrant’ın, Da Vinci’nin yüzyıllar önce yaptığı gibi. Yani parlak bir fikir değil. Hareket verilmek istenirken bir şey gözden kaçırılmış; göz, daha doğrusu beyin, hareketin yukarı ya da aşağı doğru ivme aldığını algılamak istiyor. Lakin bu çalışmada bu mümkün değil. Resmin fonu ise resmin kendisinden daha yenilikçi. (Tabi bu ülkemiz için geçerli) Hala figürden vazgeçemeyenlerin hemen hepsinin yaptığı gibi çeşitli renklerden oluşan spontane bir fon oluşturulmuş.(Figüratifcilerin genelde farklılık arama çabalarında karşımıza çıkan oyun alanları fonlarıdır.) İnanın bu genç arkadaşlarımızı yargılamak istemiyorum. Çünkü sistem onları bu yöne itiyor. Figür mü çalışıyorsun, arkada bir fon olacak. Ya da anahtar deliği, barkod, göz, gözlük camı gibi bilumum yardımcı figür ile kombinleyeceksin. Öne koy anahtar deliği figürünü, arkasına ne yaparsan yap yedirirsin. Ben hayatı boyunca keman çalan çocuk resmi yapan akademi mezunu adam tanıyorum. Bu fikri de kendisine kim vermiş dersiniz; tabi ki hocası. Yahu adam hiç mi sıkılmaz hayatı boyunca aynı şeyi yapmaya. Hiç mi yeni bir şey denemek istemez. Hiç mi yeninin, farklının peşinde koşmaz. Anlayabilmek mümkün değil; ne öğrencisine bu fikri veren hocayı, ne de buna boyun eğen öğrenciyi… Figür çalışanların fondan başka yaptığı diğer bir klasik davranış da tuval ve tuvalin şekliyle oynamaktır. Çünkü figür çalışan kişi çok iyi bilir ki çok klasik bir şeyle uğraşmaktadır ve resminin bir yeniliğe ihtiyacı vardır. O zaman yapılacak ilk belki de tek şey resmin dışına çıkarak tuval ile oynamaktır. Ne yaparsın; köşeli tuvali oval hale getirirsin, tuvalin dışına çıkarsın, bir yardımcı tuval ile çalışmanı tamamlarsın. Yani olay bir klişeden ibaret. Bu gençlere yazık olduğu gibi Milliyet Sanat’ın yaptığı da etik bir şey değil. 10 kişiden 3’er isim isteyerek ‘bu gençlere dikkat’ başlığı altında bu kişileri ‘pompalamak’ ne kadar doğrudur tartışılır. Neticesinde ortada vahşi doğadaki gibi bir mücadele mevcut. Herkes birbiriyle yarış halinde. Sen ne hakla sadece 10 kişinin seçtiği genç sanatçıları bu biçimde sayfalarına taşıyarak onlara avantaj sağlarsın. Yanlış anlaşılmasın, isimleri seçenlerin hepsine saygım büyük. Ama yapılanı doğru bulmuyorum. (Zaten Ali Akay en doğrusunu yapmış; 2 fotoğraf sanatçısını işaret ederek sorumluluğu üzerinden atmış. Kimse kolay kolay bir yorum yapamaz) Bir de seçilen isimlerin bazıları çok farklı disiplinlerde çalışmalar ortaya koyuyor. Yani belli ki ortada belli bir kriter yok. Fotoğrafçı da olur, güncel sanatçı da, fotogerçekçi çalışan da, figür çalışan da… Aç telefon, iste 3 isim, kriter; genç olması olsun yeter, al isimleri, sonra bas manşeti! Yayıncılık bu kadar kolay olmamalı, insanlar bu kadar aptal yerine konmamalı. Hele hele kapağa o resmi koyup Genel Yayın Yönetmeni de köşesindeki yazısına bu resimle başlamamalı. Bu gençleri bu şekilde yönlendirerek hayatları boyunca aynı tür, benzer, üç aşağı beş yukarı aynı resimler yapmaya koşullandırmamalı. O zaman başlık ‘bu gençlere dikkat’ yerine ‘bu gençlere yazık oluyor’ şeklinde olması gerekiyor çünkü. Milliyet sanat bu yaptığıyla benim nezdimde inandırıcılığını ve güvenilirliğini yitirmiştir. Türk tarihinin en çok oy alan başbakanının dediği gibi; ‘daha da Milliyet Sanat almam’… http://www.galeriinter.net/y .asp?id= 285778062


 

David Shillinglaw

YABANCI SANATÇILARIN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ SANAT!

Denis Fauque
  Heykelin Belirli Bir Malzemesi Olmaz  
P.Paul Whitchouk
  İnsan Heykeller  
Dianne Dengel
  İşte ‘Mutluluğun Resmi’nin Gerçek Sahibi  
Michael Dickinson
  En Muhalif Sanatçı  
Gizli
  Resim, Türk medyasının da hizmetinde  
Mahalle baskısı sanata sıçradı!
Moda Sanat mıdır, Sanat Olan Moda mıdır?
Hayalet Şehirdeki Eserlere Servet
Türkiye’nin Monet’si…
Buna da Şükür Diye Diye…
 
 
www.haberdaret.com (sanat haberleri | haberdar@ ) 2005- 2012 |  sanat haberleri   ersin dündar galeri internet