ARTIK SANATÇIYA İHTİYAÇ KALMAYACAK
Mayıs 2009
ART IK
Eser Baykuş
Sonunda bunun olacağı belliydi. Dünyanın belli başlı tüm sanat otoriteleri ‘generative art’ı (üretici sanat) çağdaş sanat kategorisine sokarak bu alanda koleksiyonerlerin yetişmesi gerektiğini söylediler ve önümüzdeki 10 yıl içerisinde sanatta en hızlı atılım yapacak akımın ‘generative art’ olacağını söylediler. Bu demek oluyor ki artık sanat için sanatçıya gerek kalmayacak. 12’inci Uluslar arası Generative Art Konferansı İtalya’nın Milan kentinde Aralık ayında gerçekleşecek. Dikkat ederseniz bu yıl 12’inci kez generative art masaya yatırılıyor, generative art kapsamında eser sahibi sanatçılar çalışmalarını sergiliyorlar. Yani generative art’ın ayak sesleri çoktandır Avrupa’da yankılanıyordu ama henüz figür resmi çağındaki ülkemizde durumun ciddiye anlaşılamıyordu. Peki neyin nesidir bu generative art? Resmi sitelerinden ve sağdan soldan edinmeye çalıştığım bilgileri derleyerek bir şeyleri anlamaya çalıştım… Celestino Soddu, ki kendisi 10’uncu Uluslar arası Generative Art Konferansı’nın başkanıydı, generative art’ı şu şekilde açıklıyor; Üretici Sanat (Generative Art) yapay objelerin genetik kodunun gerçekleştirilme fikridir. Üretken projeler; 3 boyutlu özgün tek ve tekrarlanamayacak olayları mümkün olduğunca üretecek bir konsept yazılımıdır ve düşsel (önsezili) bir dünya olarak, tasarımcı tarafından tanımlanmış üretici fikirlerin ifadelerinin (anlamları) çoğaltmasıdır. Bu fikir / insan yaratıcı eylemi netliği (açıklığı) tercüme eder (anlatır, teslim eder) ve tahmin edilemeyecek ( önceden bilinemeyecek), inanılmaz ve sonsuz büyüklükteki insan yaratıcılığını gerçekleştirir. Bilgisayarlar bu anlamda, hafızada depolamak ve uygulamada kullanılabilecek basit (uygun) araçlardır. Bu yaklaşım tasarımda ve endüstriyel üretimde yeni bir alan oluşturur: Doğanın aynası olarak endüstriyel objenin yeni doğallığının meydan okuması. Bir kez daha insanoğlu doğadan ilham alarak (özenerek, benzemeye çalışarak) sanat üretiminde bulunuyor. Bu yaklaşım aniden, bilgisayar araçları olmaksızın düşünülmez olan insan yaratıcılığının mümkün olabilecek alanlarını yeniden keşfetme imkanını oluşturdu. Eğer bu araçlar, bilgisayar döneminin başında, insan yaratıcılığını söndürür (azaltır, izole eder) gözükseydi, bugün, yaratıcı araçlarla birlikte, armoni ve kimlik oluşturacak kodları direkt olarak işletirdi. Yeni alanlar açan araçlar oldular ve bilim ve sanat arasındaki sabit (sağlam ve sürekli) sentez olarak yaratıcılığı anlamamızı geliştirdiler. Ciddi bir şekilde objeleri klonlayan eski endüstriyel dönemin 200 yıl sonrasında, benzersiz (tek, başka çeşidi bulunmayan, ürününün tek örneği) obje, gelişmekte olan estetiğin olmazsa olmaz cevabı haline geliyor. Üretici Sanat süreç olarak bir fikiri gerçekleştiriyor. İnsan eliyle yapılmıştan (artifakttan) yola çıkarak GA¨nın inşa ettiği Doğal/Yapay dünyayı kodlamak. Yaratıcı (üretici) kodların dönüştürülmesinin gerçekleştirilmesi, doğal DNA¨nın yaptığı gibi, her zaman farklı ve tahmin edilemez bir seri olay, sanat işleri, endüstriyel objeler, mimariler, müzik, çevre, iletişim, yazılım ve donanım aygıtları, hepsi üretici yaratıcı konsept tarafından farkedilebilir. GA tasarım ve yaratıcı dünyadaki en büyük yaklaşımlardan biri gibi tahmin edilebilir. Bu yeni oluşagelen yapay dünyanın doğallığının ortaya konması (sunulması). Üretici Projeler, morfogenetik tasarım, evrimsel sistemler türleri tasarlayabilir, onların süreçteki kimliği, her olası meydana gelebilir olayın tanınabilmesi, çağdaş (güncel) objelerin, uzayın, iletişimin ve müziğin karmaşıklığı. Mimaride GA her şehrin kimliğine göre özgünleşebilir, her şehrin, kasabanın olagelen dönüştürülebilir yollarının tasarımı üretici kodlar olarak sunulabilir. Endüstriyel tasarımda GA akıllı endüstriyel ürün ve ileri düzey tasarım fikirleri arasındaki ilişkinin yeni doğallık çerçevesinde sunumu yapılacaktır. Sanat ve Müzikte GA yeniden üretilebilecek sanat işlerinin yeni bir dönemini başlatıyor. Klondan tekliğe ve tekrar edilemez sonuçların olası dizilimine… Üretici yaklaşım, fikri ürün olarak ortaya koymayı amaçlıyor, ve sadece fikirin özgün sunumunun, el üretimi (artifakt) olarak değil. Performans sanatçısı Marina Abromovic’in öngörüsü gerçekleşiyor sanki: “21. yüzyılda sanat nesnesiz olacak. Nesneler aslında izleyici ile sanatçının niyetleri arasında birer engel. İzleyici ve sanatçı arasındaki dolaysız enerji alışverişi için nesneler aradan çekilmek zorunda.” (3) Bu yüzyıl başında sanat giderek “makinedeki hayalet” haline geliyor, sanatçı da bir tür “ağ göçebesi”. 1980’lerde ilk kıpırtıları başlayan ve 90’lı yıllarla “sanat sahnesine” çıkan “ağ sanatı”, teknolojik dillere ayrıcalıklı bir rol yüklüyor, diğer dilleri de (plastik, sosyal, semantik vb.) teknolojik diller aracılığıyla dönüştürüyor. Ağ üzerinde sanat artık nesne değil süreç (ya da “işlem”) üretiyor. Konuyu dallandırıp budaklandırmadan toparlamaya çalışalım. Generative art bilgisayarın hayatımıza girmesiyle bilgisayar ortamında yaratılan sanat dallarından biri. İşlemsel sanat ya da oluşumsal sanat olarak da Türkçeleştirilebilen generative art müzik, video, resim gibi çeşitli alanlarda metot olarak kullanılabiliyor. Generative art, bilgisayarda matematiksel komutlarla çalışan bir sistem aslında. Klasik sanatta ressam elindeki malzemeleri bir sanat eserini üretmek için kullanır. Generative art’ta ise eserin üretimini yapan otomatize edilmiş bir sistemdir. Sanatçı sadece talimatları ve başlangıç noktasını bilgisayar komut olarak girer. Bundan sonra sistem kendi kendine sanat eserini meydana getirir. Yani sanat, sanatçısından bağımsız olarak ortaya çıkar. Sanatçı, ortaya nasıl bir şey meydana geleceğini bilmez, talimatları girdikten sonra seyirci ile aynı tarafta yer alır. Genertive art’ın bir akım olabilmesi için belli bir temele dayandırılması gerektiğinden bu akımı sanat tarihi kitaplarına sokmak isteyen sanatçılar Jackson Pollock’u generative art’ın öncüsü kabul ediyorlar. Pollock’un yanı sıra Max Bense, Manfred Mohr, Harold Cohen ve John Horton Conway gibi isimler de bu akımın öncüleri kabul ediliyor. Generative art iki önemli soruyu ortaya koyuyor. Birincisi sanat, sanatçısından bağımsız olarak ortaya çıkabilir mi? İkincisi ise sanat için sanatçı gerekli midir? Generative art’ta sanatçı bilgisayara gerekli komutları girdikten sonra eser ortaya çıkıyor. Yani sanatçı meydana çıkacak eserin sınırlarını belirliyor. Peki ileride bunu da bir bilgisayar programı ya da sistemi yapmaya başlarsa gerçekten sanatçılara gerek kalmayacak mı? Ne dersiniz…