GÜLDEN ARTUN SON RESİM VE OBJELERİYLE TEM'DE
30.
Mart 2010
| Başlama Tarihi: |
30 Mart 2010 Salı, 18:00 |
|
|
| Bitiş Tarihi: |
01 Mayıs 2010 Cumartesi, 18:00 |
|
|
| Mekan |
Tem Sanat Galerisi |
|
|
|
|
|
|
Gülden Artun 30 Mart – 1 Mayıs 2010 tarihleri arasında Berlin'den getirdiği yağlıboya resimlerini ve objelerini Nişantaşı'nda, Tem Sanat Galerisi'nde sergileyecektir. Ankara doğumlu sanatçı, Bilkent Üniversitesinde yaptığı Alman Dili ve Edebiyatı öğreniminden sonra, Berlin Güzel Sanatlar Yüksek Okulunun resim bölümünü Marwan Atölyesi’nde Meisterschülerin olarak bitirdi.1985 yılından beri çok sayıda sergiler açan ve çeşitli ödüller alan sanatçının bu, Türkiyedeki dokuzuncu kişisel sergisidir. Sanatçı Aralık 2009’da Lütfi Kırdar’da yer alan Contemporary İstanbul Sanat Fuarı’nda da yer almıştı. Gülden Artun çalışmalarını Berlin ve İzmirde sürdürmektedir.
Gülden Artun'un, sanatsal yaratımın gene zengin, çok yönlü bir şekilde karşımıza çıktığı son dönem yapıtlarında düşünceler, imgeler birbirlerine bağlanarak kendilerine geniş bir alan yaratırlar. Onlar âdeta düşleri anlatan tınılar, formlar, renklerden oluşan, kendisini tam anımsayamadığımız ama kendi içinde bir mantığa sahip bir partitur gibi okunurlar. Bu bir oluşumun anlatımıdır. Burada formlar özgür, narin, birbirleriyle içiçe geçerek ortaya çıkarlar. Yüzeyde boş alanlar, odaklaşmalar, uzantılar, birleşme noktaları, renk adaları ve mekânın sonsuzluğunu vurgulayan bir beyaz vardır.
Sanatçı bir resmin ortaya çıkmasını bilinçli ve bilinçsiz organik bir süreç olarak tanımlıyor. Bu sürecin kendisiyle birlikte ressam, düşüncenin, hareketin âdeta yazı yazar gibi yer aldığı içsel bir resimsellik olgusuna katılır. Bu, zamana ve harekete yoğunlaşmış notasyon kısmen jestsel bir içtepiye sahip bir ritim duygusu ortaya çıkarır. Resimsel bir dile çevrilmiş bu düşünce süreci deseni figürle, grafiği resimsel formla, gerilimli bir boşluğu güçlü bir şekilde toparlanmış boya ile birleştirir. Resimlerindeki en önemli özelliklerden birisi boyanın çok çeşitli şekillerde kullanılmasıdır. Bir defada sürülmüş kalın boya katmanlarının yanısıra kat kat sürülmüş ince ve zarif yüzeyler vardır. Bu süreçten de iki yaklaşım ortaya çıkar: Birisi hassas, içe dönük, diğeriyse pervasız ve baskındır. Bu da sanatçının tüm yapıtlarındaki genel özelliği vurgular; lirik olduğu kadar, dramatik ve sert bir anlatıdır bu.
"Parçalanan Gece", "Renkli Boncukların Serüveni" gibi resimlerine bakıldığında onlardaki resimsel mantığın yanısıra yoğun bir şiirsel düşünce süreci de kendini hemen belli eder. Özellikle kararlı ve ödün vermeyen bir çizginin hâkim olduğu yapıtlarda çok belirgindir bu nitelik. Gülden Artun için yaptığı tüm işler (resim, desen, baskı ve objeler) kendi yaşantısıyla içiçedir. Politik içerikli yapıtlarında da toplumsal eleştiri bire bir verilmez, konuyu sanatçı kendi diline çevirir ve ince bir mizahla sunar bize. Objelerinde malzemenin duyumsal özelliği ile çalışır, eşyanın yapısından oluşan fikirler, çağrışımlar bu yapıtlarda yerlerini alırlar, sonuçta zaman içindeki insan olgusu ortaya çıkar.
Resimsel, desensel oluşum onun duygu, düşünce ve etkileşiminin işlevini yansıtır. Yapıtlarındaki yoğun gizemin dayanağı, gerilimlerin ve karşıt güçlerin canlı bir şiirselliğe dönüşümünün hissedilmesine olanak sağlanmasında yatar.