HÜSEYİN ERTUNÇ RESİM SERGİSİ
21.
Aralık 2009
| Başlama Tarihi: |
21 Aralık 2009 Pazartesi, 18:00 |
|
|
| Bitiş Tarihi: |
16 Ocak 2010 Cumartesi, 18:00 |
|
|
| Mekan |
Tem Sanat Galerisi |
|
|
|
|
|
|
Otuz küsur senedir yurtiçinde ve yurtdışında birçok kişisel bir o kadar da karma sergi gerçekleştirmiş olan Hüseyin Ertunç son yağlıboya resimlerini 21 Aralık - 16 Ocak 2009 tarihleri arasında Nişantaşı Tem Sanat Galerisi’nde sergiliyor. Ertunç, halen Bodrum’da resim çalışmalarını, müziğini ve yaşamını sürdürmektedir.
Hayat felsefesi “Gerçek olan yaşarken canlı olmak” olan, hareketin ve dengenin insan yaşamındaki özgünlüğü yarattığını söyleyen sanatçı resimlerinde bunu vurgularcasına renk ve figür kullanır. “Bugün yaptığım resmi dün yapamazdım yarın da yapamam” diyerek, zamanı da resmine katan sanatçı, samimiyeti ve deneyselliği ön planda tutmaktadır.Kimi resmi çok yalın sessizce duran bir sadelik, kimi zaman ise kargaşa ve kaos içerir. Ertunç’a göre, bir resmin anlamı onun resim olması, yapanın bir insan olduğu ve de resmi görenin yaşamış olduklarıdır. Resim yapmak hayatın amacı değil, esas amaç olan insan olmanın bir aracıdır, diyerek çalışmalarını sürdüren, resim yapmadığında düşünen ressam, herkesin sanatı, yaşamına daha bir insan olabilmek için sokması gerektiğine inanır.
Kimi figürlü kimi figür içermeyen resimler, yaşamının değişkenliğini, değişime açık oluşunu gösterircesine çeşitlidir. Her resim, yaşama bir temas, bir uyarı, bilinmeyenin belirginleşmesidir. Çaldığı doğaçlama müzikle, yaşadığı doğaçlama hayatla yaptığı resimlerde de anın getirdikleri içiçe yaşadığı doğa ile birlikte bize ulaşır.
Sanatçı boyaları, bezleri, tahtaları alır ve onları yaşam ile birleştirir. Yaşamın zenginliğinin doluluğunun insanı nasıl beslediğini anlatır. Kimi resimlerde de başkalarının sömürüsü içinde olduğumuzu ve özgürlüğümüzü nasıl bulabileceğimizin yanıtını boyanın akıcılığı içinde, güneşli bir günün sarısında arar. Hüseyin Ertunç düşüncesini boyada toplar ve boyayla birlikte değişmeye başlar. Bu değişimde boyanın onu vardırdığı yerlerde figüratif veya figüratif olmayanın ayırımını yapmaz. Onun resmindeki doğaçlama, kendi yaşantısıyla bire bir paralellik gösterir. Yaşamın başlangıcının, devamının ve insanın sonu gelmeyen bir resimsel değişimle yaşamın peşinde olmasının dile getirildiği bu yapıtlarda birçok şey sorgulanır; ne olduğumuz, neler yaşadığımız, nelerin peşinden koştuğumuz gibi. Bütün bu sorular ve sanatçının kendi varlığından yola çıkarak verdiği tüm yanıtlar bir renk dokusu içinde onun resminde yerlerini bulurlar.
Ertunç, resimlerinde, içinde yaşadığımız dünyayı, insanı ve ilişkileri farklı katmanlarda irdelerken, verili referanslara da “kuşku” ile yaklaştığını, görsel bir dille sunar bize. Gerek bir resmin parçalanan alanlarında yaratılan farklı dünyalar, gerek resmin bütününde zıtların birliğini oluşturmaları, gerekse her bir resminde önemli bir işlev yüklenen dokularda, insanı anlatan figürün iç ya da tensel dokusu, figürün psikolojik kimliğinin görsel şeklini oluşturur.
Hüseyin Ertunç resimlerini doğaçlama ve deneysel müziğin beraberliğinde üretmektedir. Sergi açılışına katılanlar sanatçının arkadaşları ile gerçekleştirdiği doğaçlama müziği canlı olarak dinleme fırsatını buldular.