SANAT HABERLERİ KÖŞE DİYOR Kİ AKTÜEL
Paylaş

Röportaj // Beral Madra

TÜRKİYE’DE ÇAĞDAŞ SANAT!

Eser Baykuş | 24. Ekim 2010

Sanata yatırım son yılların yükselen trendi. 4-5 yıl içinde yüzde 500'lere varan getiriler, iş dünyasından birçok kişinin yüzünü bu alana dönmesine neden oldu. Burhan Doğançay'ın

Mavi Senfoni" adlı eserinin Kasım 2009'da 2 milyon 700 bin TL'ye satılması, daha önce klasiklere odaklanan ilgiyi çağdaş Türk ressamlarına yöneltti. 70'li yıllardan itibaren, Türkiye'de burjuvazinin daha da zenginleşmeye başlaması, sanata ilgiyi artırdı. Zenginler, daha doğrusu gerçek burjuvazi tablo alıyordu. 70'li yıllarda Türkiye'deki sanat piyasasının yıllık cirosu ortalama 7 milyon dolar civarındaydı.

1980'li yıllardan itibaren Özal dönemiyle serbest piyasa ekonomisine geçilmesi, büyük zenginleri de beraberinde getirdi. Onların yurtdışında eğitim görmüş çocukları, yurtdışından transfer edilen Türk bürokratlar sanat yatırımının farkına varmış kişilerdi ve bir süre sonra sanat eseri alımına başladılar. Ama onların bilinçli hobileri, Türkiye'de bilinçli bir sanat piyasası oluşturmaya yetmedi. 80'li yıllardaki bu hamlenin karşılığı da 20 milyon dolar civarındaydı.

Çağdaş sanatın ne olduğunu, Türkiye’de çağdaş sanatın ne durumda olduğunu anlamak için bu konuda Türkiye’nin valör isimleriyle konuştuk.

Beral Madra: “Sotheby’s yöneticilerinin kendilerini “Türk Çağdaş Sanat Uzmanı” olarak nitelendirmelerini çok tuhaf buldum”

Ünlü küratör ve sanat eleştirmeni Beral Madra, Türk çağdaş sanatının bugünkü durumu hakkında şu yorumu yapıyor; “Öncelikle “Türkiye Çağdaş Sanatı” terimini kullanalım. Alman veya Fransız Çağdaş Sanatı da denmiyor, artık; Türkiye Modernizmi ve Post--Modernizmi demek gerekiyor. Bu tür kıyaslamaları geçmişte yapıyorduk; çünkü Türkiye Modernizmi her ne kadar 1800’lerin sonunda başladıysa da, Avrupa Merkezci Modernizmi doğal olarak arkadan izliyordu; bu süreçte Fütürizm, Sürrealizm, Dada gibi düzeni yıkan ve bireyin başkaldırısını temsil eden ve günümüzdeki sanatın temeli olan akımlar da bizde gerçekleşmemişti. Bugün bu tür bir kıyaslama yapamayız; küresellik her şeyi her yerde aynı anda var ediyor ve yeniden üretiyor. Türkiye’de günümüzde üretilen görsel/nesnel sanat yapıtları (resim, üç boyutlu yapıtlar, fotoğraf, video ve yerleştirmeler), eğer içerik, biçim ve estetik açıdan günümüze özgü bir anlam ve değer taşıyorsa her an küresel ortama çıkabilir ve önem kazanabilir. Türkiye’deki sanat üretiminin en önemli eksikliği üretimi zenginleştirecek ve çoğaltacak ve de küresel bağlamda tanıtımını yapacak bir yatırımın gerçekleşmemesi. Bunun dışında, çok önemli yapıtlar, olumsuz koşullara rağmen üretiliyor ve bir yolunu bulup küresel ortama sunuluyor. Üretim tarafı çok iyi de, bu üretimin toplumla bütünleşmesi tarafında sorunlar var…” Madra, dünyadaki ve Türkiye’deki koleksiyoner ve koleksiyonerlerin eser satın alma alışkanlıklarını değerlendirdiğinde ise ortaya şöyle bir tablo çıkıyor; “1970’lere kadar dünyada resim koleksiyoncuları parmakla gösterilirdi, Peggy Guggenheim ve Gloria Vanderbilt Whitney gibi, en ünlüleri sayayım… Bu tarihten sonra sayılamayacak kadar çok büyük koleksiyonlar oluştu: Menil, Dia Art Foundation, Flick, Saatchi and Saatchi, Tyssen Bornemitza, Farnçois Pinault, Eli Broad, David Geffen, Bernard Arnault, Steve Cohen, Guy Ullens (Çin çağdaş sanatı) Koleksiyonları… Bugün hemen hepsi müzelerde sergileniyor. Türkiye’deki özel resim koleksiyonlarının ancak kamuya açılanlarını tanıyoruz; bunların da gözden geçirilmesi ve olasılıkla ayıklanması gerekir; çünkü gözlemime göre resim koleksiyonları bilgi, uzmanlık ve eleştiri içeren bir bilinçle oluşturulmadı, beğeni ve zevke dayalı ya da galerilerin yönlendirmelerine dayalı bir istekle oluşturuldu. Önümüzdeki dönemde, sanat- bilimsel araştırma ve incelemeler ortaya çıkarsa, bazı düş kırıklıkları yaşanacaktır… Bilinçsizliğin en önemli göstergesi, 1970’lerin ortasından sonra Türkiye’de üretilen Kavram Sanatı, Yerleştirmeler gibi yapıt türlerinin satın alınmamış olmasıdır. Umarım ben bunu işaret ettikten sonra bu yapıtların peşine düşen koleksiyoncular çıkar… Kuşkusuz burada da bilgi ve uzman görüşü önemli. Gördüğüm koleksiyonlar arasında en bilinçli koleksiyon Elgiz Koleksiyonu ve Füsun Eczacıbaşı Koleksiyonu.” Kendisine Türkiye’de çağdaş sanata yön veren 10 ismi sıralamasını istediğimizde ise Beral Madra’nın cevabı kesin oluyor; “Modernizm’de (1970’lere kadar) sanatçılar sanata ve topluma yön veriyordu; ama yine 1970’lerden itibaren bu da ortadan kalktı. O dönemden bu yana sanat üretimi yönlendirmeyi red eden bir özellik kazandı; eleştirel bakış, önerme, bireysellik, öznellik önem kazandı. Her dönem önemli sanatçılara tanık olduk; her dönemin yön veren demeyelim, ama öne çıkan sanatçıları vardır. Her sanatçının önemli bir dönemi vardır ve her sanatçı her dönem ilginç ve önemli işler üretemez. Ben siyasal, toplumsal, kültürel, eleştirel içeriği sağlam, günümüz düşünce ve kuram sistemiyle ilişkili işler üreten sanatçıları yeğlerim; burada bu değerlendirmeyi 10 sanatçı ile kısıtlayamam.” Ama Madra, dünyada çağdaş sanat denince akla gelen isimleri bir çırpıda sayıveriyor; “Yaşayan sanatçılardan söz ediyorsak, yaşlı kuşaktan Gerhard Richter, Sigmar Polke, Bruce Naumann, Cindy Sherman, Marina Abramovic, Christian Boltanski, Joseph Kosuth, Ilya Kabakov, Richard Serra… Orta kuşaktan Carsten Nicolai, Olaffur Eliasson, Santiago Sierra, Nedko Solakov, Walid Raad, Walid Sadek, Parastou Forouhar, Dimitri Gutov, Vadim Zacharov… Aslında, sanatçılar değil, ürettikleri yapıtlar önemli; kimisi gerçekten etkileyici oluyor ve belleklere yerleşiyor…” Türk sanatı hakkında en büyük eleştirilerden biri olan “Türk sanatı dünya sanatına bir şey katmadı” konusunu açtığımızda Beral Madra, Türk çağdaş sanatının geleceğini de yorumlayarak şu cevabı veriyor; “Türkiye son 30 yılda Türkiye’nin demokratikleşme, küreselleşme vb. siyasal, toplumsal, kültürel sorunlarını irdeleyen ve aynı zamanda AB dışı bölge olmak açısından da bu sorunları örnekleyen bir katkıda bulundu küresel sanat ortamına. Nitekim, 90’lardan bu yana Türkiye’den bir çok sanatçı, eleştirel ve irdeleyici işleriyle AB ülkelerindeki sergilere davet edildi ve ediliyor. Onlar Türkiye’nin içinden geçtiği sancılı dönemleri görselleştirdi; bu çok önemli bir görsel bellek oluşturuyor. Eğer, Türkiye kültür sanayi AB ölçütlerine göre bir gelişim içine girebilirse- şu anda henüz ilkel diyebileceğim bir süreç yaşanıyor-Türkiye’den çıkacak çağdaş sanat üretimi daha da önem ve değer kazanacak. AB ölçütleri de kısaca şöyle: Devlet-Yerel yönetimler-Özel sektör işbirliği ve yatırımının “yaratıcı insana” doğru yönelmesi; toplumun çağdaş sanat aracılığıyla daha gelişmiş bir demokrasiye doğru, özgür ve zengin içerikli zihinsel bir sürece doğru yönlendirilmesi…”

Madra’nın çağdaş sanat yorumu ise şu şekilde oluyor; “Türkiye’de ve Türkiye gibi demokrasisi olgunlaşmamış ülkelerde çağdaş sanat üretimi, demokratikleşme ve özgürleşme sürecine büyük katkı sağlayan bir olgudur. Bu Viyana’nın doğusundaki -bütün ülkeler (Orta Doğu, Güney Kafkasya, Orta Asya, Güney Asya) için geçerli bir durum. Bu coğrafyada çağdaş sanat çok önemli bir “bireysel özgürlük”, bir “direniş”, bir “toplumsal iletişim” aracıdır. Demokrasileri olgunlaşmış ülkelerde bile çağdaş sanat “ekonomik ve toplumsal süreçlerin eleştirisi”, “zihinsel zenginleşme” gibi anlamlar taşıyor. Çağdaş sanat yapıtlarının oluşturduğu birikim toplumların yaşadıkları dönemi daha bilinçli bir biçimde yorumlamalarına ve değerlendirmelerine yardımcı oluyro; çağdaş sanat müzeleri en çok bu işe yarıyor.”

“Çağdaş ve güncel sanat arasında bir fark var mı” diye sorduğumuzda ise aldığımız cevap bizi tatmin ediyor; “Bu terimleri kullanıyoruz, çünkü Modernizm’in ve Post-Modernizmin tarih olduğunun altını çizmek istiyoruz. Günümüzdeki üretimi geçmişten ayırmak istiyoruz; günümüzdeki üretime bir ayrıcalık yüklemek istiyoruz. Çağdaş Sanat terimi “contemporary art”ın çevirisi olarak kullanılıyor; oysa “contemporary” nin tam karşılığı “hemzaman” dır. Yani “Hemzaman Sanat” doğru çeviri. “Güncel Sanat” “actual art” ın karşılığı oluyor; bu terimde hem bir dinamizm /hareket var hem de geçicilik, yani bugün var ama yarın başka bir şey olabilir gibi bir anlam veriyor. Bugünkü sanatı en iyi tanımlayan terim ise “Görsel Sanat” (visual art); çünkü bu günümüze egemen olan “Görsel Kültür” olgusunun karşılığı oluyor.” Beral Madra’nın başta Sotheby’s Türkiye olmak üzere diğer çağdaş sanata yer kurumlar hakkında ise şunları söylüyor; “Sotheby’s yöneticilerinin kendilerini “Türk Çağdaş Sanat Uzmanı” olarak nitelendirmelerini çok tuhaf buldum; uzman olarak ne gibi bir bilgi ve üretim ortaya koyuyorlar acaba? Bu ülkede uzun yıllardır müzayede yapılıyor ve resimler satılıyor; onların müzayedelerinde de aynı resimler satılıyor. Nasıl farklı bir katkıda bulunuyorlar ki, kendilerini uzman olarak nitelendiriyorlar? Modern resimlerle günümüze özgü yapıtları yan yana koyup müzayede yapmaları doğru bir yaklaşım değil. Sözünü etmekte olduğum bilgiye dayanmayan piyasa değerlendirmelerini körükleyen bir yaklaşım. Özel sektörün son 10 yılda açtığı çağdaş sanat merkezleri ve müzeler, kültür sanayi gelişmesini güçlendirdi ve çeşitlendirdi; ancak bu yeterli değil. Bu açıdan yerel yönetimlerin İstanbul’un 15-20 ilçesinde kurduğu kültür sanat merkezlerini de burada hatırlatmak gerekir. O merkezler de geniş kitlenin kültür ve sanat gereksinimlerini karşılıyor, ancak programları sözünü ettiğimiz “çağdaş sanat”ı kapsamıyor. İstanbul’un 12 milyon nüfusunsun en az %10’unun çağdaş sanat üretimlerinden etkilenmesi ve yararlanması gerekir. İstanbul 2010 AKB projelerinden “Taşınabilir Sanat”, bu merkezlere “çağdaş sanat sergileri” taşıyor; bir başlangıç ve bir model olarak. Umarım bu sürdürülür.” Merak ettiğimiz bir diğer konu ise çağdaş sanatın ederi… Madra bu konuda; “Uluslararası sanat piyasasının tarihsel bir derinliği ve olgunluğu olduğu var. Avrupa Merkezci Modernizm ve kültür emperyalizmi dolayısıyla oluşmuş sarsılmaz bir piyasa söz konusu. Türkiye’deki resim piyasası henüz bu piyasanın içine giremedi. Söz konusu yüksek fiyatlara karşın dar, sığ ve istikrarsız bir görüntü veriyor. Biraz önce belirttiğim gibi bilimsel sanat değerlendirmeleri temelinde gelişmemiş bir piyasa. Kamusal kamusal sanat kurumlarının veya müzelerin olmaması da bu değerlendirmenin eksikliğini yaratıyor. Piyasa suni olarak derinleşemez ve yaygınlaşamaz. Bu konu tümüyle Türkiye’deki sanata yatırım potansiyelinin ölçüsüyle ilgilidir. Sanatçısı ölmüş ya da yaşlanmış resimlerin yüksek fiyatlara satılması da çok doğaldır; hele bu sanatçılar ülkenin sanat tarihi içinde önemli bir yer alıyorsa. Ancak, bugün yüksek fiyatlara satılan resimler sanat tarihi içinde hak ettikleri yeri aldılar mı? Yani bu resimler, bugüne kadar hangi büyük sergilerde sergilendi, hangi uluslararası müzelerde sergilenebildi? Önce bu tür süreçlerin yaşanması gerekir. Günümüz sanatçıları hiç olmazsa bu süreçleri biraz yaşayabiliyor. Tüketim ve pazarlama alanını yönlendirmesi gereken galerilerin sayısı az ve gücü yeterli değil; uluslararası işlem yapamıyorlar. Yabancı koleksiyoncu çok az. Bunlar çoğalmalı ve piyasa derinleşmeli ve güvenli olmalı. Çağdaş sanat piyasası İstanbul’u yokluyor, ama ilginin Arap ülkelerindeki fuarlara kaydığına da tanık oluyoruz.” Açıklaması yapıyor ve çağdaş sanatın ekonomik karşılığını bulmadığını söylüyor; “Bulmuyor çünkü çağdaş sanat Türkiye’nin “kültür kimliği” içinde henüz gereken yerini almıyor. Türkiye’de resmi düzlemde “sanat” Modernist altyapılar ve değerlendirmeler çerçevesinde “etkinlik” olarak algılanıyor. Genel kanı “sanat”ın “popüler kültür üretimi” veya “yorumculuk” olduğudur; sanatın “düşünsel bir üretim” olduğu ve sanat yapıtlarının Türkiye’nin görsel belleğini oluşturduğu henüz algılanmıyor Türkiye’de. Özel sektör, çağdaş sanat üretimini son 10 yıldır keşfetti; ancak yine “etkinlik” ve “müze kurmak” öne çıkıyor, sanatçıya ve üretime yatırım geri planda kalıyor. Müzelerin kurulması çok iyi ancak, müze programlarına bakıldığında ağır “oryantalist” içerik söz konusu. Avrupa merkezci sanat tarihini sürdürmekteyiz; bu çok yadırgatıcı bir durum. Bu müzelerde, Balkanlar, Sovyet ve Post-sovyet ülkeler, Ortadoğu Modernizmi ve Post-modernizmi, yani 20.yy üretimi ve görsel belleği gösterilmeli; AB merkezci kültür ve sanat politikalarına karşı bu bölgeden yanıt veren sergiler ve etkinlikler gerçekleştirilmeli.”




 

ZAMANAŞIMI! 16 Mart

Larry Moss
  Balondan Heykeller  
Michael van den Abeele
  İstanbul tam bir Rock'n Roll  
Eric Van Den Ilgeneer
  Beni Yıka!  
Hazer Özil
  “Çağdaş sanat çağdaş yaşamla eş anlamlıdır”  
Moiz Zilberman
  TÜRKİYE’DE ÇAĞDAŞ SANAT!  
Sanatçı da Olsa Cennetten Mekan Sahibi Olmak İster
Yaşasın Sokak Sanatı
Sanat Pazarının Yeni Gözdesi
DÜNYA ÇAĞDAŞ SANAT ORGANİZASYONLARI
Saraydaki Resimler
 
 
www.haberdaret.com (sanat haberleri | haberdar@ ) 2005- 2012 |  sanat haberleri   ersin dündar galeri internet