| Başlama Tarihi: |
17 Mart 2009 Salı, 18:00 |
|
|
| Bitiş Tarihi: |
26 Nisan 2009 Pazar, 18:00 |
|
|
| Mekan |
Beşiktaş Çağdaş MKM |
|
|
|
|
|
|
Türkiye’den 11 seçkin sanatçının Fransa’da Paris – Arles – Saint Remy – Saint Maries De la Mar – Barbizon/fontainblue – ve Auvers sur Oise’de gerçekleştirdikleri “Vincent van Gogh’un Peşinde/Modernizmin İzinde” başlıklı proje kapsamında yapmış oldukları çalışmalardan oluşan sergi ile etkinliği belgeleyen ünlü Fransız fotoğraf sanatçısı Sophie Bassouls’un fotoğraflarının yer aldığı “PARİS İSTANBUL” başlıklı kişisel sergisi 17 Mart 26 Nisan 2009 tarihleri arasında BEŞİKTAŞ ÇAĞDAŞ’da açılıyor.
“Vincent van Gogh’un Peşinde/Modernizmin İzinde” projesi etkinliğini Benşah Tekstil (İbrahim Benli), sergiyi ise Fransa’da yaşayan sanatçı Ahmet Onay Akbaş ile Ekrem Kahraman birlikte organize ettiler.
9 16 haziran 2009 tarihleri arasında Türkiye’den 11 seçkin sanatçı (A. Onay Akbaş, Özdemir Altan, Tomur Atagök, Habip Aydoğdu, Bedri Baykam, İbrahim Çiftçioğlu, Adem Genç, Ekrem Kahraman, Bünyamin Özgültekin, Barış Sarıbaş, Utku Varlık) ile bir grup yazar, sanat tarihçi ve entelektüel (Cumhuriyet gazetesi yazarı Ali Sirmen, gazeteci Mehmet Basutçu, gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Coşkun Aral, sanat tarihçisi ve yazarları Ümit Gezgin, Prof. Dr. Kıymet Giray, Abdülkadir Günyaz, Çetin Güzelhan, İbrahim Karaoğlu, Prof. Dr. Kaya Özsezgin, etkinlik sponsoru İbrahim Benli, Gül Ar, şair Sunay Akın, AKUT başkanı dağcı ve yazar Nasuh Mahruki, belgesel filmciler ve kameramanlar Mustafa Asım Dinçer, Serkan Koç, Fransız fotoğraf sanatçısı Sophie Bassouls) 25 kişilik bir topluluk Hollanda asıllı ünlü sanatçı Vincent van Gogh’un peşinde, modernizmin izinde Türkiye’de ve Fransa’da bir araya geldiler. Türkiye’de başlayıp Fransa’da devam eden bir dizi oturumda günümüzde insanlığın ve sanatın yaşıyor olduğu tarihsel krizin durumu, muhtemel gelişimi ve çözüm önerileri üzerine birlikte düşündüler. Van Gogh ve modernlik üzerinden dünyada ve Türkiye’de düşüncenin ve sanatın durumunu tartıştılar; bir dizi sanatsal çalışma gerçekleştirdiler. Tartışma metinlerinin kitap haline getirilme hazırlıkları devam ederken, yapılan Van Gogh yorumu çalışmalar ise 17 MART 26 NİSAN 2009 tarihleri arasında Mustafa Kemal Kültür Merkezi BEŞİKTAŞ ÇAĞDAŞ’da sergileniyor.
Sergide katılımcı sanatçıların Van Gogh ve modernlik yorumlarının yanı sıra kendi özgün işlerinden birer örnek yer almaktadır.
Bugüne kadar Türkiye sanatı ve entelektüelleri hep Batı’ya, Avrupa’ya, modernizm’e, Van Gogh’a bakan bir konumda olmuştu. Yani çift taraflı bir alışveriş yerine tek taraflı bir etkileşim söz konusuydu… Bu girişim ise o tek yanlı alışa dayalı bu müzmin kompleksi aşmaya çalışan, bu kompleksle ve kaynağı Batı bağnazlığı ile hesaplaşmaya girişmekten kaçınmayan bağımsız entelektüel bir niyet olarak öne çıkıyor.
Modernizm postmodernizm üzerinden yürütülen bir tartışma ile Türkiye’de ve bütün dünyada sanatın yönlendirilmeye çalışıldığı günümüzde sergideki sanatçılar acaba Van Gogh’a ve modernizme nasıl yaklaşmaktadırlar? Bu yaklaşımın dünyadaki benzerlerinden ve Türkiye’deki diğer yaklaşımlardan farkları nelerdir? Doğu Batı, Türkiye AB, sivil resmi söylem, çağdaş sanat güncel sanat vb. kavramları ve sanat tartışmalarının sürekli gündemde tutulduğu bir süreçte entelektüel yüklemli bu sergi aynı zamanda yukarıdaki tartışmaları da yeni bir gözle gündeme taşımayı amaçlıyor.
Her sanatçının farklılıklarının özellikle öne taşındığı sergi aynı zamanda özgün, özgür, sahici, bağımsız ve yaratıcı eski/yeni bir zemini işaret ediyor. Sergi salt bu yönüyle bile alışılmış bir karma sergi olmaktan çok entelektüel bir deneyim, çalışma olarak değerlendiriliyor. Çünkü bu sergi/çalışmanın entelektüel niyeti, samimiyeti ve iddiası, bu kapsamda ve bir ilk olmanın yanı sıra bu sanatsal/entelektüel dışavurum ve itiraz en az sergide yer alan çalışmalar kadar önemli görünüyor.
Serginin düzenleyicilerinden Ekrem Kahraman’a göre: “Türk sanatı özellikle 1990’lı yıllarda olmak üzere neredeyse yüz yıldır kendisine yeni bir yol arıyor ve bu sergi de bu arayışta kendine özgü farklı bir örnek olmayı amaçlıyor. Şurası önemli bir gerçek ki sadece bu sergide yer alan sanatçıların değil sanatı entelektüel ve yaratıcı bir etkinlik olarak görenlerin önünde şu soru bütün çıplaklığıyla duruyor: Günümüzde düşünce, sanat ve kültürde yaşanan tarihsel krizin muhtemel gelişimi ve çözümü üzerine bizim de kendimize ait bir önerimiz olacak mıdır, olmayacak mıdır? Batı sanatı ve kültürü ile ilişkimiz yine hep o alma aktarma distribütör kalma biçiminde mi yürüyecek yoksa kendimiz olup oraya etkili ve özgün bir katkı mı getireceğiz? Yani eski yola yine el yordamıyla aynen devam mı edeceğiz yoksa yeni bir yol mu açacağız?
Yoksa eski yola aynen devam mı edeceğiz; sanat dışı dış müdahalelere boyun mu bükeceğiz yoksa önümüzde yeni bir yol mu açacağız? “Vincent van Gogh’un Peşinde, Modernizmin İzinde” başlıklı bu çalışma tam da bu noktada dikkate alınması gereken mütevazı, entelektüel ama bir o kadar da oldukça iddialı ve devrimci bir imada, önerme de bulunuyor: yine, yeniden, yeni, insani ve özgün bir düşünce, sanat, kültür…
Bu girişimin en dikkat çekici yanı, katılımcıların Van Gogh’un sanatı üzerinden sanatsal bir dünya krizi üzerine tartışmalı entelektüel bir ilişkiye girmeleri ve bunu da illa da bir grup hareketi niyeti taşımadan Batı sanatı/kültürü karşısında önyargısız entelektüel bir alışverişe, iddiaya dönüştürmüş olmalarıdır. Kuşkusuz ki bunun Türk resmine getireceği çok şey var. Hatta daha da ileri gidilerek şu bile söylenebilir: Türk resmi ne zaman ki Batı resminin akademik ya da üslupsal kopyacılığından öteye geçerek onu yeniden anlamaya, sanatsal, kültürel, düşünsel, dilsel kodlarını tartışmaya giriştiyse, işte tam da orada bir sıçrama yaşamıştır. Bu nedenle Batı sanatı üzerine entelektüel bir dizi tartışma açılmış olması ve toplu olarak bunun en tipik sanatçısı Van Gogh’un yaşadığı yerlere bizzat gidilerek oralardaki yaşamının izlerini, imgelerini izleyerek yola düşülmesi, bu bağlamdan hareketle düşünsel iddialar ileri sürülmesinin böyle bir sergide bir araya getirilmesi tarihsel bir öneme sahip…”